Binlerce yıldır insanların huzur içinde yaşadığı Batı Anadolu’nun köklü kültürel özelliklerini günümüze kadar koruyagelmiş şehirlerin başında Manisa gelir.
Manisa’da yaşıyorsanız ve şehri gerçekten yaşamak, hissetmek isterseniz şehir sizi kendine çeker. Hatta bağlar. Bir daha ayrılmak istemezsiniz şehirden. Nereli doğduğunuzun bir önemi yoktur. Nerede yaşadığınızın önemi daha çoktur. Her zaman savunageldiğim bir düşüncemi tekrar paylaşmak isterim:
“Ülke ve şehirlerinin yaşanmaz olduğunu iddia edenler ülke ve şehirlerini yaşanmaz hale getirenlerdir.”
Özellikle 2000’li yılların başına kadar dünyanın tek kültür ve tekli siyasi yönetim ve tröstler tarafından yönetilmesi, sosyal medyanın yaygınlaşması, aşırı liberalizm denilen vahşi canavarların etkisi ülke, şehir ve insanlar üzerinde daha da azdı.
Çağdaşlaşma derken batıcılaşmayı anlayan-özenen, inanç derken Arapçılığa, İrancılığa özenen anlayış her zaman vardı ve olacaktır. Ancak her milletin, halkın ve şehrin genetik, tarihi... kendilerine özgü, özgün kültürel değerleri vardır. Milleti bir arada tutan kültürel değerlerin dejenere olması, hafife alınması ya da yok sayılması millet, ülke ve şehirler için felaketin habercilerdir.
Türklerin ramazan ayına özgü gelenekleri çok güçlüdür. Hatta Arap ve Farslıların kabul etmediği, aşırı gördüğü Ramazanname geleneği, Süleyman Çelebinin Mevlidi, daha sonradan uygulamaya konulsa da güçlü bir kültür ve gelenek haline gelerek inancın ayrılmaz bir parçası şeklinde algılanan birçok geleneğimiz milletimiz tarafından yaşatılmaya, sahip çıkılmaya devam ediyor.
Gelenekler güçlü ve köklü geçmişin birer habercisidir. Milletin özgünlüğünde folklorik köklü geleneklerin büyük katkısı vardır. Türk’ün ve Türkçenin ulaştığı her coğrafyada milleti bir arada tutan ortak mayalarımızdan birisi de ramazan gelenekleridir.
Manisalıların yüzlerce hatta binlerce yıldır devam ettirdikleri gelenek görenekleri daha güçlüydü ve insanlar geleneklerine son derece bağlıydı. Son dönemde bu konuda bazı endişeler taşısak ta umudumuzu hiçbir zaman kaybetmeden şehir için, şehrin tarihi, edebi, mimari vb. bütün kültürel varlıklarıyla beraber yaşaması gerektiğine olan inancımızı her zamanki gibi koruyor ve şehrin bütün değerlerini bugünden yarına taşıyabilmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.
Manisa’nın özellikle Türk şehri oluşuyla başlayan milli kültür unsurları içinde geçmiş medeniyet ve kültürel unsurların etkisinden bahsetmek mümkündür. İnsanların ve şehirlerin ortak kültürleri içinde Türklerin ortak kültürel değerlerinin yanı sıra şehirlerin daha önceki medeniyetlerden devraldığı gelenek ve kültürel unsurların varlığından, devamlılığından da bahsetmek mümkündür. Böyle şehirlere verilebilecek en güzel örneklerden birisi de Manisa’dır. Şehrin mimarisi, geçmiş uygarlıkların kalıntıları, efsaneleri, Ağlayan Kayası canlı şahittir.
Ramazan ayına özgü şehrimizdeki gelenek ve görenekleri dilimiz döndüğü, kalemimiz elverdiğince sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
Önümüzdeki yazımızda “Ramazana hazırlık gelenekleri nelerdi?” konusunu işleyeceğiz.
Sizlerin de Manisada eski ramazan gelenekleriyle ilgili düşünceleriniz olursa bizlerle paylaşmanızı bekleriz.
Kalın sağlıcakla